Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Türkiye’de artık bayramların eskisi gibi yaşanamadığını vurgulayarak, “Ramazan sadece oruç ayı değil, aynı zamanda adalet ayı olmalı. Millet sadece Ramazan’da değil, yılın 12 ayı oruç tutmaya zorlanıyor; bu fakirliğin sonucudur. Ramazan sabır, şükür ve kanaat ayıdır. Ayrıca kul hakkının yenmediği, adaletin sağlandığı bir dönem olmalıdır. Aynı şekilde tüm yıl boyunca da bu değerlerin yaşanması gerekir” dedi.
Adaletsizlik ve Bayramların Anlamı
Türkiye’de ciddi adaletsizlikler yaşandığını dile getiren Özdağ, “Bazı vatandaşlar, özellikle muhalefet kesimine düşman ceza hukuku uygulanıyor. Bu nedenle millet adaletsizlikle bölünürken, bayramlarımız da bayram gibi kutlanamıyor. Bugün hep birlikte iftarda bir aradayız ama geçen yıl iftar ve sahuru Silivri Cezaevi’nde yalnız başıma hücrede geçiriyordum. Şu anda dışardayım ancak tutuksuz yargılanması gereken birçok insanın haksız yere içeride tutulduğunu üzülerek biliyoruz” şeklinde konuştu.
Gözaltına Alınma Süreci
Antalya’da yaptığı bir konuşma sonrası gözaltına alındığını hatırlatan Özdağ, “Neden tutuklandım? Antalya’da ‘Mehmetçik katillerine af yok’ konulu bir miting sonrasında il başkanlarımızla toplantı yaptım. Bu konuşmam nedeniyle Ankara’da bir arkadaşımla yemek yerken çevrem yüz polisle kuşatıldı, içeri haber yollandı ve gözaltına alındım” ifadelerini kullandı.
Ekonomik Adaletsizlik ve Bölgesel Tehditler
Özdağ, adaletsizliğin sadece yargıda değil, ekonomik alanda da mevcut olduğunu, gelir dağılımındaki eşitsizliğe dikkat çekti. Bölgesel gelişmeler hakkında ise, “Ülkemizin gündemi, ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan savaşla daha da ağırlaştı. Irak ve Suriye’de olduğu gibi İran’ın da iç savaşa sürüklenmesi hedefleniyor. Kafalarda, bu üç devlet bölündükten sonra Türkiye’nin 22 ilini kapsayan bir bölgenin onlarla birleşerek büyük bir Kürdistan oluşturacağı hayali var. İsrail, Nil’den Dicle ve Fırat’a kadar uzanan bu toprakları vaad edilmiş topraklar olarak görüyor ve bölgeyi işgal etmeyi hedefliyor” dedi.
Milli Güvenlik ve Alınması Gereken Tedbirler
Netanyahu’nun Türkiye’yi ikinci İran ilan etmeye çalıştığını belirten Özdağ, “Türkiye olarak en kötü senaryoya göre yönetilmeliyiz. Ülkeyi polyannacılıkla değil, gerçekçi bir şekilde yönetmek zorundayız. İlk olarak parlamenter demokrasiye hızla dönmeliyiz. Bu, milli güvenlik için elzemdir. Amerika’nın son 36 yılda saldırdığı ülkelerin hepsi başkanlık sistemiyle yönetiliyor. İkincisi, düşman ceza hukuku uygulamalarının hemen sona erdirilmesi ve milli birliğin sağlanması gerekmektedir. Üçüncüsü, PKK ile müzakere değil mücadele edilmeli ve etnik-mezhepsel fay hatlarından uzak durulmalıdır. Dördüncüsü, TSK’nın emir komuta sistemi hızla kurulmalı ve genelkurmay başkanlığı kuvvet komutanlıklarına bağlanmalıdır. Beşinci olarak, Askeri Sağlık Sistemi yeniden kurulmalı; GATA ve askeri hastaneler açılmalıdır. İsrail’in Mossad’la yaptığı gibi içimizdeki yabancı nüfusa dikkat edilmeli ve vatanlarına geri gönderilmelidir. Ayrıca İsrail ile bilişim ve yazılım ortaklıkları sona erdirilmelidir. Son olarak, Türkiye hızla bin ve iki bin kilometre menzilli balistik ve süpersonik füze kapasitesine ulaşmalı, yüksek irtifa hava savunma sistemleri hızla kurulmalıdır” diye konuştu.

