DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, yaşanan krizin artık sadece askeri açıdan değerlendirilemeyeceğini belirtti. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik ültimatomu ve Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidinin krizi farklı bir boyuta taşıdığını ifade eden Şahin, "Savaş başlatmak kolaydır; asıl güçlük kontrolden çıkan çatışmaları sona erdirmektir. Orta Doğu bugün tam olarak böyle kritik bir eşikte bulunuyor. Bugünün meseleleri, küresel ekonomi ve bölgesel güvenlik açısından çok katmanlı bir kriz olarak karşımızda." dedi.
Hürmüz Boğazı'nın Küresel Enerji Güvenliğindeki Önemi
Şahin, Hürmüz Boğazı’nın dünya enerji trafiğinde kritik bir konuma sahip olduğuna dikkat çekti. Uluslararası Enerji Ajansı verilerini hatırlatan Şahin, "2025 yılında Hürmüz Boğazı aracılığıyla günlük yaklaşık 15 milyon varil ham petrol geçmekte. Bu miktar, dünya ham petrol ticaretinin yaklaşık üçte birine karşılık geliyor. Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri kaynaklı sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) sevkiyatının büyük bölümü buradan yapılıyor. 2025 boyunca Hürmüz Boğazı’ndan 112 milyar metreküp LNG’nin biraz üzerinde geçiş gerçekleşti; bu da küresel LNG ticaretinin yaklaşık beşte birine eşdeğer." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye Ekonomisine Olası Yansımalar
Şahin, krizin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerinin açık olduğunu vurguladı. "Bu kriz, Türkiye’de ilk olarak akaryakıt fiyatlarına, vatandaşların günlük yaşamına ve üretim sistemine doğrudan yansır. Enerji fiyatlarındaki artış; akaryakıt, elektrik, doğalgaz, lojistik ve tarım maliyetlerini yükselterek enflasyonun yeniden alevlenmesine neden olur. Ayrıca, gübre, petrokimya, plastik ve ara malzeme fiyatlarındaki artış, sanayi üretimi üzerinde ek baskı oluşturur." ifadelerini kullandı.

