Araştırmacılar, yeni yayımladıkları makalede, deniz yosunu artışlarının su yüzeyini kaplayarak bölgesel ekoloji ve jeokimyanın değişmesine, ayrıca iklim değişikliğinin hızlanmasına yol açabileceğini bildiriyor.
USF Deniz Bilimleri Fakültesi'nden Oşinografi Profesörü ve çalışmanın kıdemli yazarı Chuanmin Hu, "Küresel ölçekte, makroalg açısından fakir bir okyanustan, makroalgın yoğun olduğu bir okyanusa doğru rejim değişikliği yaşanıyor gibi gözüküyor." diyor.
En bilinen örnek, Meksika Körfezi'nden Kongo Nehri ağzına uzanarak uydudan görülebilen Büyük Atlantik Sargassum Kuşağıdır. Diğer yaygın deniz yosunu patlamaları arasında, NASA'nın bu ay görüntülediği Yeni Zelanda açıklarındaki Chatham Adaları çevresindeki halka ve Florida kıyılarında ortaya çıkan eyalet tarafından izlenen "kırmızı gelgit" yer alıyor.
Küresel Deniz Yosunu Artışının İlk Kapsamlı Görüntüsü
Çalışma, okyanuslarda yüzen alglerin ilk küresel haritasını sunuyor. İncelenen dönemde deniz yosunu patlamalarının alanı yıllık %13,4 oranında artış gösterdi. Mikroalgler, özellikle fitoplanktonlar da yükselişte ancak daha mütevazı bir hızla, %1 oranında artış yaşadı.
İklim Değişikliği ile Paralel Artışlar
Yazarlar, "Hem yüzen makroalglerde hem de mikroalg katmanlarındaki artışların çoğu, 2010'dan itibaren hızlanan küresel okyanus ısınmasıyla uyumludur" diyor. Farklı okyanus bölgelerinde, deniz yosunu türleri için 2008, 2011 ve 2012 yıllarında önemli dönüm noktaları tespit ettiler.
Makroalgler ve Mikroalglerin Farklı Tepkileri
Sargassum gibi makroalglerin bazı bölgelerde yoğunlaşmasına karşın, mikroalglerin çevresel değişimlere benzer tepkiler vermemesi; bunların sıcaklık ve ötrofikasyondaki değişimlere karşı daha hassas olduğunu düşündürüyor.
Okyanusların Karbon Tutumu ve Işık Dengesi Üzerindeki Etkiler
Araştırmacılar, "Eğer bu durum doğruysa, okyanus koşullarında makroalgleri destekleyen bir rejim değişimi çoktan gerçekleşti. Bu da atmosferdeki radyasyon zorlaması, okyanustaki ışık miktarı, karbon tutumu, okyanus biyokimyası ve üst okyanus stabilitesi üzerinde derin etkiler doğuracaktır" ifadelerini kullandı.
Bulgular Nature Communications dergisinde yayımlandı.

