210 milyar euroluk Rus varlığına süresiz bloke

Avrupa Birliği, Rusya Merkez Bankası’na ait yaklaşık 210 milyar euroluk varlığı süresiz olarak dondurma kararı aldı. Bu adım, Ukrayna’ya verilecek tazminat kredisinin temel bileşenlerinden biri olarak görülüyor ve önümüzdeki hafta yapılacak AB zirvesi öncesinde yürütülen yoğun müzakerelerin merkezinde yer alıyor.

Yeni yasak, Rus varlıklarının Ukrayna’ya tazminat ödenmeden önce serbest bırakılmasını öngören dış girişimlere karşı koruyucu bir önlem niteliği taşıyor. Böylece AB, dondurulmuş varlıkların kontrolünü kendi elinde tutarak hem siyasi hem ekonomik açıdan manevra alanını genişletmeyi hedefliyor.


Varlıkların adresi: Euroclear ve özel bankalar

Karara göre, 210 milyar euroluk varlığın yaklaşık 185 milyar euroluk kısmı Brüksel merkezli menkul kıymetler depoziteri Euroclear nezdinde tutuluyor. Kalan 25 milyar euro ise Belçika’nın yanı sıra Fransa, Almanya, İsveç ve Güney Kıbrıs’taki özel bankalarda bulunuyor.

Bu fonlar bugüne kadar, 27 üye ülkenin oy birliği ile her altı ayda bir yenilenen standart yaptırım rejimi kapsamında dondurulmuştu. Yeni düzenleme ise bu geçici yapıyı kalıcı bir zemine taşıyarak, varlıkların “öngörülebilir gelecekte” Rusya’dan uzak tutulmasını amaçlıyor.


122. Madde devrede: Parlamento devre dışı, nitelikli çoğunluk yeterli

Varlıkların kalıcı olarak dondurulmasına ilişkin yasa, perşembe günü AB üyesi ülkelerin büyükelçileri tarafından, “AB’nin İşleyişi Hakkındaki Antlaşma”nın 122. Maddesi uyarınca kabul edildi.

Bu madde, yalnızca nitelikli çoğunluk gerektiriyor ve Avrupa Parlamentosu’nu devre dışı bırakıyor. Böylece hem süreç hızlandırılıyor hem de tek bir üye ülkenin vetosuyla kararların tıkanmasının önüne geçiliyor. 122. Madde daha önce COVID-19 salgını ve enerji krizi gibi ekonomik acil durumlarda da kullanılmıştı.

Avrupa Komisyonu, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı işgalinin; tedarik zincirlerinden enerji fiyatlarına, hibrit saldırılardan (drone saldırıları, sabotaj, dezenformasyon kampanyaları) yatırım ve tüketici güvenine kadar AB ekonomisi üzerinde ciddi bir etki yarattığını savunarak, 122. Maddenin bu kez de hukuken kullanılabilir olduğunu öne sürüyor.


“Rusya tazminat ödeyene kadar”: Şartlı serbest bırakma

Yasa uyarınca 210 milyar euroluk varlık, ancak üç koşul bir arada gerçekleştiğinde serbest bırakılabilecek:

Rusya’nın eylemleri AB ekonomisi için “objektif olarak önemli riskler” oluşturmamaya başlamalı,
Moskova, Ukrayna’ya tazminat ödemeli,
Varlıkların serbest bırakılması, AB için ekonomik ve mali sonuç doğurmadan mümkün olmalı.
Bu durumda dahi varlıkların serbest bırakılması için yeniden nitelikli çoğunluk aranacak. Üst düzey bir diplomat, 122. Madde’nin kullanılmasının esasen her altı ayda bir yenilenen dondurma kararını “daha kalıcı bir temele oturtmak” anlamına geldiğini vurguluyor.


Trump planına karşı “Kiev’e kalkan”

Geçtiğimiz ay ortaya çıkan ve ABD ile Rus yetkililer tarafından hazırlandığı öne sürülen 28 maddelik gizli plan, Ukrayna savaşının sona erdirilmesi için olası bir yol haritası sunmuş; planın 14. maddesinde ise dondurulan Rus varlıklarının hem Washington hem de Moskova’nın ticari çıkarları doğrultusunda kullanılabileceği ifade edilmişti.

Bu öneri, AB başkentlerinde hızla “kabul edilemez” olarak nitelendirildi. Avrupa, varlıkları nitelikli çoğunlukla süresiz dondurarak, hem dış baskılara hem de istenmeyen vetolara karşı daha güçlü bir pozisyon elde etmeyi hedefliyor. Böylece dondurulmuş varlıklar, olası bir ABD-Rusya anlaşmasında tek taraflı pazarlık unsuru olmaktan çıkarılıp, Ukrayna lehine siyasi bir kalkan haline getiriliyor.


Belçika’nın itirazları: “Bu, bir elçiliğe girip mobilyaları satmaya benzer”

Kararın merkezinde yer alan ülkelerden biri, dondurulmuş varlıkların büyük kısmına ev sahipliği yapan Belçika. Başbakan Bart De Wever, 122. Maddenin uygulanabilirliği ve ortada “ekonomik bir acil durum” bulunup bulunmadığı konusunda ciddi soru işaretleri taşıyor.

De Wever, parlamentoda yaptığı açıklamada, “Bu, savaşta olmadığımız bir ülkeden gelen para. Bir elçiliğe girip tüm mobilyaları çıkarıp satmaya benzer,” diyerek karara hukuki ve etik açıdan mesafeli durduklarını ifade etti.

Eleştirilere yanıt veren Avrupa Komisyonu sözcüleri ise Rusya’nın savaşının Avrupa genelinde ciddi ekonomik sarsıntılar yarattığını; bu nedenle 122. Madde kullanımının hukuki olarak makul olduğunu savunuyor.


Üç temel şart: Risk paylaşımı, likidite güvencesi, yükün bölüşülmesi
Belçika, tazminat kredisine prensipte karşı olmadığını, ancak üç temel koşulun yerine getirilmesi halinde onay verebileceğini belirtiyor:

Risklerin tüm üye devletler tarafından karşılıklı ve tam olarak paylaşılması:
Komisyon, AB sınırları içindeki 210 milyar euroluk varlığa karşılık gelecek garantileri iki dilim halinde (her biri 105 milyar euro) yapılandırmayı önerdi. Ancak Belçika, olası mahkeme kararları gibi risklere karşı daha geniş bir güvence istiyor. Diplomatlar, kapsamdaki tutarın 210 milyar euronun da üzerine çıkarılabileceğini, hatta tek bir dilimde birleştirilebileceğini aktarıyor.

Euroclear için likidite güvencesi:

Brüksel merkezli Euroclear, 185 milyar euroluk Rus varlığının ana emanetçisi konumunda. Belçika, bu varlıkların erken serbest bırakılması halinde, Euroclear’ın Rusya Merkez Bankası’na karşı yükümlülüklerini yerine getiremeyeceği ve ciddi tazminat davalarıyla karşı karşıya kalabileceği endişesini dile getiriyor. 122. Madde kapsamındaki kalıcı yasak, erken serbest bırakmayı hukuken neredeyse imkânsız hale getirerek bu riski azaltmayı amaçlıyor.

Tam yük paylaşımı:

Belçika, Euroclear’ın yanı sıra Fransa, Almanya, İsveç ve Güney Kıbrıs’taki özel bankalarda tutulan 25 milyar euroluk varlıkların da, 185 milyar euroluk kısım ile birlikte ortak bir havuzda değerlendirilmesini istiyor. Böylece potansiyel hukuki ve mali yükün belli ülkelere yığılmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.
Komisyon, teminatların devreye girmesi halinde nakdi hızla sağlamakta zorlanabilecek üye ülkelere borç verme sözü verirken, Avrupa Merkez Bankası bu tür bir likidite desteğini açık biçimde reddediyor.

Komisyon’un önerileri 210 milyar euroluk potanın tamamını harekete geçirmeyi amaçlarken, bu tutarın ne kadarının fiilen kullanılacağına ve üye ülkelerin ne ölçüde gönüllü olacağına ilişkin soru işaretleri sürüyor. Fransa cephesinden ise bu konuda kamuoyuna açık net bir açıklama gelmiş değil.

De Wever, bu üç kriterin yerine getirilmemesi ve AB'nin yine de tazminat kredisine devam etmesi durumunda Belçika'nın yasal bir itirazda bulunabileceği uyarısında bulunuyor.


Zirve öncesi saatler işliyor: 90 milyar euroluk paketin kaderi

AB büyükelçileri, tazminat kredisine ilişkin yasal metinleri satır satır incelerken; cuma ve pazar günleri de müzakerelerin sürmesi bekleniyor. Hedef, 18 Aralık’ta yapılacak ve Ukrayna’nın 2026–2027 bütçe ve askerî ihtiyaçları için 90 milyar euronun nasıl toplanacağını karara bağlayacak zirve öncesinde mümkün olduğunca çok soru işaretini gidermek.

Diplomatlar, Belçika’nın itirazlarının tamamen giderilememesi halinde dahi, bloğun 90 milyar euroluk ortak borçlanma seçeneğine yönelebileceğini belirtiyor. Ancak bu kez de Macaristan’ın olası vetosu dosyayı daha da karmaşık hale getiriyor.

Belçika Başbakanı De Wever, üç koşul karşılanmadan alınacak bir kararın “yasalara açıkça aykırı ve ülke için büyük risk taşıyan” bir adım olacağını savunarak, gerekirse yasal itiraz yoluna gidebileceklerinin sinyalini veriyor. Bütçe Bakanı Vincent Van Peteghem ise ülkenin müzakerelerde “yapıcı” olacağını, ancak “pervasız bir uzlaşmaya” da imza atmayacaklarını vurguluyor.